Osmanlı döneminin koşan postacıları olan Peykler, çok küçük yaşlardan itibaren özel olarak yetiştirilmiş, padişahların şahsi emirlerini ulaştırmakla görevli gençlerden oluşan askeri sınıftır. İlk zamanlarda sadece haberci olarak görev yapan peykler, daha sonraları törenlerde padişahın yanında yer alarak dönemin ihtişamını daha görünür kılma görevi üstlenmişlerdir. Peyklerin yetiştirildiği yere Peykhane adı verilir. Peykhane ismi günümüzde, bir zamanlar üzerinde bulunduğu caddeye de ismini vermektedir. Bu cadde aynı zamanda Peyk Hotel’e de ev sahipliği yapan Peykhane Caddesi’dir.

Aralarından en iyilerinin “müjdeci” olduğu, hacca giden kafilelerin dönüşünü rüzgar hızında koşarak padişaha haber verdikleri peyklerin kıyafetleri de son derece özgündür. Peyklerin kıyafetleri rütbelerine göre değişiklik gösterir. Üsküf adı verilen başlıkları rütbelerine göre som altın, gümüş ve tombaktan yapılmış olup kuş tüyleriyle süslenmiştir. Diz hizasında giydikleri kaftanlarının belinde bulunan kemerlerinde ya da kuşaklarında hançer, sol ellerinde akide ve badem şekeri dolu bir kese, sağ ellerinde teber denilen küçük baltalarla koşan peyklerin kıyafetlerinin birçok bölümünde, gittikleri yerlerde kalabalığın önlerinden çekilmesi için işaret işlevi gören çıngıraklar asılıdır.

Nefeslerini düzenlemek için ağızlarında delikleri bulunan kürelerle koşan peykler, 16. yy’a kadar yalın ayak, daha sonra da çoraplarına dikili ince deri pabuçlarla koşma görevlerini yerine getirirler. Osmanlı’nın mucize adamları peykler, eşi benzeri görülmemiş bir dayanıklılık ve hızla Osmanlı’nın en özgün figürleri arasında yer alır.